top of page

Çiftler Neden Aynı Konular Üzerinden Tekrar Tekrar Kavga Eder?

3 Eyl
3 dakikada okunur

Tartışmaların Ardında Görünmeyen Duygusal Döngü

Bir ilişkide bazı tartışmalar vardır ki konu değişse bile sonuç değişmez.

Bugün para konuşulur, yarın çocukların sorumlulukları… Bir başka gün ilgi görmemek, telefonla fazla vakit geçirmek ya da eve geç gelmek gündeme gelir. Ancak tartışmaların altında çoğu zaman aynı soru vardır:

“Ben senin için önemli miyim?”

Çiftler bazen yıllarca aynı konuları tartışabilir. Bir taraf “Beni hiç dinlemiyorsun.” derken, diğer taraf “Ne yapsam seni memnun edemiyorum.” diyebilir. Biri daha fazla yakınlık ve ilgi isterken, diğeri tartışmadan kaçmak için uzaklaşabilir.

Ve tam da burada ilişkiyi yoran şey yalnızca yaşanan sorun değil, çiftin içine girdiği tekrar eden duygusal döngüdür.

Tartışmanın görünen yüzü, çoğu zaman asıl mesele değildir

Çift danışmanlığında sık karşılaştığımız durumlardan biri şudur:

Bir çift danışmanlık sürecine “Sürekli kavga ediyoruz.” diyerek gelir.

Ancak biraz daha derine inildiğinde kavganın altında;

  • anlaşılmama,

  • değersiz hissetme,

  • yalnız kalma,

  • reddedilme korkusu,

  • yeterince sevilmeme,

  • terk edilme kaygısı,

  • güven ihtiyacı,

  • görülme ve önemsenme arzusu

gibi çok daha temel duygusal ihtiyaçların bulunduğu görülebilir.

Örneğin bir eşin sürekli “Neden benimle ilgilenmiyorsun?” diye sormasının altında yalnızca ilgi talebi değil, “Senin hayatında benim hâlâ bir yerim var mı?” sorusu bulunabilir.

Diğer eşin sürekli susmasının altında ise ilgisizlik değil, “Ne söylersem söyleyeyim yine yetersiz kalacağım.” duygusu olabilir.

Böylece biri yaklaşır, diğeri uzaklaşır.

Biri daha fazla konuşur, diğeri kapanır.

Biri ısrar ettikçe diğeri daha çok geri çekilir.

Geri çekildikçe ilk kişi kendisini daha fazla yalnız hisseder ve daha yoğun tepki verir.

Döngü büyür.

Çiftler birbirleriyle değil, bazen kendi duygusal döngüleriyle mücadele eder

İlişkilerde önemli olan yalnızca “Kim haklı?” sorusu değildir.

Asıl soru çoğu zaman şudur:

“İkiniz birlikteyken nasıl bir döngünün içine giriyorsunuz?”

Çünkü çiftler birbirlerini düşman olarak gördüklerinde sorun kişiselleşir:

“Sen zaten böylesin.”

“Sen hiçbir zaman değişmeyeceksin.”

“Sen beni anlamıyorsun.”

“Senin için hiçbir şey yeterli değil.”

Bu cümleler sorunu çözmek yerine savunmayı artırır.

Oysa çift danışmanlığında amaç, taraflardan birini suçlu ilan etmek değil; ilişkinin içinde oluşan etkileşimsel döngüyü görünür hâle getirmektir.

Çünkü bazen problem “sen” ya da “ben” değildir.

Problem, “biz” arasında oluşan döngüdür.

Öfkenin altında başka bir duygu olabilir

Çift ilişkilerinde en görünür duygu çoğu zaman öfkedir.

Ancak öfke her zaman temel duygu olmayabilir.

Bir eş bağırıyor olabilir çünkü kendisini uzun zamandır duyulmamış hissediyordur.

Bir eş sürekli eleştiriyor olabilir çünkü aslında ilişkinin kendisinden uzaklaştığından korkuyordur.

Bir eş tamamen susuyor olabilir çünkü incinmekten veya yeniden reddedilmekten kendisini korumaya çalışıyordur.

Bu nedenle ilişkide yalnızca davranışa değil, davranışın altında bulunan duygusal deneyime bakmak gerekir.

“Bana neden böyle davranıyorsun?” sorusunun yanında,

“Bunu yaşadığında içinde ne oluyor?”

sorusunu sorabilmek ilişkiyi değiştirebilecek önemli bir başlangıçtır.

Sağlıklı iletişim yalnızca güzel konuşmak değildir

İlişkilerde iletişim denildiğinde çoğu insan daha iyi konuşmayı düşünür.

Oysa sağlıklı iletişim yalnızca doğru cümleyi kurmak değildir.

Kendi duygusunu fark etmek, karşı tarafın duygusunu duyabilmek, savunmaya geçmeden dinleyebilmek ve ihtiyaçları saldırı ya da suçlama şeklinde değil, açık bir biçimde ifade edebilmek de iletişimin parçasıdır.

Örneğin:

“Sen benimle hiç ilgilenmiyorsun.”

yerine,

“Sen uzaklaştığında kendimi yalnız ve önemsiz hissediyorum. Sana daha yakın hissetmeye ihtiyacım var.”

diyebilmek ilişkinin iletişim biçimini değiştirebilir.

Çünkü ilk cümle karşı tarafı savunmaya davet ederken, ikinci cümle duygusal temas için alan açar.

Çift danışmanlığı ne zaman düşünülebilir?

Çiftlerin danışmanlık desteği almak için ilişkilerinin tamamen kopma noktasına gelmesini beklemeleri gerekmez.

Aşağıdaki durumlar uzun süredir devam ediyorsa profesyonel destek düşünülebilir:

  • Aynı konular üzerinden sürekli tartışıyorsanız,

  • Konuşmalarınız kısa sürede suçlama ve savunmaya dönüşüyorsa,

  • Birbirinizden giderek uzaklaşıyorsanız,

  • Duygularınızı birbirinize anlatmakta zorlanıyorsanız,

  • Güven konusunda ciddi sorunlar yaşıyorsanız,

  • Yakınlık ve cinsellik konusunda belirgin değişimler olduysa,

  • Ebeveynlik konusunda sürekli çatışıyorsanız,

  • İlişkide kendinizi yalnız hissediyorsanız,

  • “Artık ne yaparsak yapalım düzelmiyor.” düşüncesi oluştuysa.

Çift danışmanlığının amacı yalnızca tartışmaları azaltmak değildir.

Amaç, çiftin birbirini ve kendisini daha iyi anlamasına; ilişki içerisindeki tekrar eden döngüleri fark etmesine; duygusal ihtiyaçlarını daha sağlıklı ifade edebilmesine ve mümkün olduğunda daha güvenli bir ilişki zemini oluşturmasına yardımcı olmaktır.

İlişkiyi değiştirmek bazen önce döngüyü fark etmekle başlar

Bir ilişkide yıllardır devam eden çatışmayı değiştirmek için bazen yeni bir “haklılık” gerekmez.

Yeni bir bakış açısı gerekir.

“Sen neden böyle yapıyorsun?” yerine,

“Biz bu noktaya nasıl geliyoruz?”

“Kim suçlu?” yerine,

“İkimizin arasında nasıl bir döngü oluşuyor?”

“Beni neden anlamıyor?” yerine,

“Ben aslında ondan neye ihtiyaç duyuyorum?”

sorusunu sorabilmek ilişkinin yönünü değiştirebilir.

Çünkü çoğu zaman çiftlerin birbirleriyle savaşması değil, aynı döngünün içinde sıkışıp kalmaları ilişkiyi yıpratır.

Ve fark edilen her döngü, değişim için yeni bir fırsattır.

Bazen ilişkiyi kurtaran şey daha fazla konuşmak değil, birbirinizin konuşamadığı duyguyu duyabilmektir.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
İyi Oluş Bir Varış Noktası Değildir

“İyi ol” deriz birbirimize. “İyi misin?” diye sorarız. Bazen de kendimize, “Artık iyi hissetmek istiyorum.” deriz. Peki gerçekten iyi oluş hâli nedir? Her gün mutlu uyanmak, hiç kaygılanmamak, üzülmem

 
 
 
Travmatik Haberlerin Aile Hayatına Etkisi

Günümüzde haber kaynaklarına ulaşmak oldukça kolay. Telefonlarımızdan, sosyal medyadan ve televizyonlardan gün içerisinde çok sayıda haberle karşılaşıyoruz. Özellikle ölüm, kaza, şiddet, afet, savaş v

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin*
Logo.png
© 2025, asalpsikoloji, tulayasalkara, tulayasalkaraakademi, asalpsijolojiakademi, asalakademi; Tülay Asal Kara ve Asal Psikolojik Danışmanlık Merkezi bünyesine aittir.
  • Facebook Sosyal Simge
  • Instagram Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge
bottom of page