top of page

Annemden Öğrendiklerim, Kızıma Aktardıklarım

6 gün önce
2 dakikada okunur

Hiç kendinizi annenizin yaptığı bir şeyi yaparken yakaladınız mı?


Belki çocuğunuza söylediğiniz bir cümlede annenizin sesini duydunuz. Belki zorlandığınızda onun gibi sustunuz, öfkelendiğinizde onun kullandığı bir ifadeyi kullandınız ya da sevginizi onun size gösterdiği biçimde göstermeye çalıştınız.


Çünkü çocukluk, yalnızca geçmişte yaşadığımız bir dönem değildir. Büyüdüğümüzde de bizimle birlikte yaşamaya devam eder.


Annelerimizden yalnızca kelimeleri ve davranışları öğrenmeyiz. Sevginin nasıl gösterildiğini, yakınlığın ne anlama geldiğini, bir kadının kendisine ne kadar alan açabileceğini, hata karşısında nasıl davranılması gerektiğini ve duyguların nasıl ifade edileceğini de öğreniriz.


Bazen bunları bilinçli olarak öğreniriz; çoğu zaman ise hiç fark etmeden içselleştiririz.


Peki bize aktarılan her şeyi çocuklarımıza aktarır mıyız?


Aslında mesele tam olarak burada başlar.


Bir anne kendi çocukluğuna baktığında, annesinden aldığı bazı mirasları sevgiyle taşımak isteyebilir. Şefkat, dayanıklılık, fedakârlık, aileye bağlılık, zor zamanlarda birbirinin yanında olabilmek…


Ancak bazı miraslar da vardır ki yıllar sonra bize ağır gelmeye başlayabilir.


“İyi bir anne her şeye yetişir.”


“Önce herkesin ihtiyacı gelir.”


“Çocuk üzülmesin diye kendi duygunu bastırmalısın.”


“Güçlü olmak için ağlamamalısın.”


“Sevilmek için fedakârlık yapmalısın.”


Bunlar bazen açıkça söylenmez. Çocuk, annesini izleyerek öğrenir.


İşte kuşaklararası aktarım tam da burada önem kazanır.


Fark etmek, döngüyü değiştirebilir


Geçmişten bize gelen her davranışı değiştirmek zorunda değiliz. Ancak hangilerinin bize iyi geldiğini, hangilerinin ise artık bizim hayatımıza ait olmadığını fark edebiliriz.


Çünkü geçmişimiz bizim için bir açıklama olabilir; fakat geleceğimiz için bir zorunluluk değildir.


Bir annenin kendi duygularını tanımaya başlaması, sınır koymayı öğrenmesi, hata yaptığında kendisine şefkat gösterebilmesi ve kendi ihtiyaçlarını yok saymadan çocuklarına bakım verebilmesi yalnızca onun hayatını değiştirmez.


Çocuğuna bıraktığı duygusal mirası da değiştirir.


Belki de çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli miras, kusursuz bir anne ya da kusursuz bir aile modeli değildir.


Kendi duygularını tanıyabilen, gerektiğinde “hayır” diyebilen, hata yaptığında kendisini affedebilen ve kendi hikâyesini yazabileceğini bilen bir insan olabilmektir.


Çünkü annemizden öğrendiklerimiz hayatımızın bir parçasıdır; fakat onları nasıl taşıyacağımıza karar vermek hâlâ bizim elimizdedir.


Ve bazen bir kadının kendi hikâyesine dönüp bakması, yalnızca onun geçmişini değil, kendisinden sonra gelen neslin hikâyesini de değiştirebilir.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin*
logo
© 2025, asalpsikoloji, tulayasalkara, tulayasalkaraakademi, asalpsijolojiakademi, asalakademi; Tülay Asal Kara ve Asal Psikolojik Danışmanlık Merkezi bünyesine aittir.
  • Facebook Sosyal Simge
  • Instagram Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge
bottom of page